DÜŞNDÜKLERİM


UYDURMA,

Babamın Uydurma dediği yaratmanın sanat iie birleştiği kelime  "Ne Uydurdun" dediğinde yaptığın eserin hikayesini anlatmamı istiyordu. 

Bu de benim kendimi yaptığım yaratının "Sanat" eseri olduğunu anlatma çabası içinde giriyordum.

Lakin sonradan, çok yıllar sonra iyi uydurursan bir sanat eseri oluştura biliyorsun. Ben bunu anladığımda sanat yaratmanın insanın beyninin yönetiminde uygulandığını ve özgün bir dışa vuruş olduğunu kavradım.

Sanatsal bir duyguya kapıldığımda kurguladığımın şekillenmesi ile çıkan olgu her ne olursa olsun, (video, resim, grafik) bana ait olduğunu ve gördüm.

Esinlendiğim, hayatın bana verdiği sunumlar, beni yönlendirdi. Bir şeylerin ortaya çıkmasına sebep oldular.

Uydurduklarım bene deki iz düşümü ve yansımasıdır.

Uydurma bana Babamdan bana miras olarak kaldı.

Uysa da uymasa da uydurmaya devam... 


---------------------------

SİNEMA NASIL BİRŞEYDİR ?

Günümüzde sinema, anlatımın en etkili alanlarından biri haline gelmiş, hayatımızın pek çok noktasına yerleşmiştir. Toplumun aynası olmayı başarmış; dönemlerin ruhunu, insanların duygularını ve düşüncelerini yansıtmıştır. Çeşitliliği ve konu zenginliğiyle ilgimizi çeken sinema, birçok evre atlatmasına rağmen hâlâ güçlü bir anlatım alanı, fikirlerin yayılma ve düşüncelerin paylaşılma mecrasıdır. Artık insanlar dile getiremedikleri pek çok fikri ve felsefi görüşü filmler aracılığıyla anlatmaktadır. İzlediğim birçok YouTube kanalında anlatıcılar, filmlerden örnekler vererek hem kendi yorumlarını hem de yönetmenlerin bakış açılarını aktarıyor; böylece izleyiciye kısa yoldan düşünsel bir çerçeve sunuyorlar.

Sinemanın tarihini neredeyse kendi geçmişimiz gibi öğrendik. Teknolojik gelişmelerini takip ediyoruz. Zaman zaman krizlere girse de bir çıkış yolu bulmayı başaran sektör, yüksek bütçeleriyle de dikkat çekiyor. Milyonlarca dolar, euro ya da liranın konuşulması; maliyetler ve gişe gelirleri, aslında seyirciyi doğrudan ilgilendirmese de merak uyandırıyor. Ünlü oyuncular ve yönetmenler de kolay ulaşılabilir bilgilerle gündemin merkezine yerleşiyor. Oysa sinemanın özü; bir fikrin sahnelere dönüşmesi, sahnelerin çekilmesi ve görüntülerin kurgu ile bir araya getirilmesidir. İzlediğimiz ve çevremizle paylaştığımız her film, aslında kendi reklamını da yapmış olur.

Eskiden, Anadolu’nun ücra köşelerine eşek sırtında 16 mm projektör ve jeneratör taşıyan sinemacılar varmış. Elektriği olmayan köylere film götürür, hem geçimlerini sağlar hem de insanları sinemayla tanıştırırlarmış. Bugün ise telefonlarımız, tabletlerimiz ve dijital platformlar sayesinde sınırsız bir içerik dünyasının içindeyiz. Ancak bu kadar seçeneğin içinde bazen ne izleyeceğimizi bilemez hale geliyoruz. Daha mutlu muyuz? Sanmıyorum. Seçenekler arttıkça kafa karışıklığı da artıyor. Hayatın yükleri çoğaldıkça, acaba sinemaya olan ilgimiz biraz azaldı mı?



---------------------------------------------


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder